15 Şubat 2012 Çarşamba

Kürtlere Karşı Ayrımcı Deyiş, Deyim ve Atasözleri

Dersim Katliamı (1937) Sonrası Kimsesiz Kalmış Kürt Çocukları
  • "Acemi nalbant Kürt eşeğinde dener kendini."(1): "Mesleğinde yeni olan kimse, ilk denemelerini gözden çıkarılabilecek malzeme üzerinde yapar." anlamına gelen ayrımcı bir atasözü. Aynı atasözünün gayri-Müslimler üzerinden de dillendirildiği görülmektedir.
  • "Ağaçtan maşa, Kürt'ten paşa olmaz.": Kürtleri aşağılamaya yönelik ırkçı bir atasözü.
  • "Alavere dalavere, Kürt Memet nöbete"(2): Kürtleri saf ve cahil olarak gösteren ayrımcı bir deyiş. (Uzun İskender: "Kürt kısmında akıl olmaz derler." Bu laf her Kürde mahsus değil. Bizim Hamo dayıda Mustafa Kemal Paşa aklı vardı yavrum, hiç eksik değil, Mustafa Kemal aklı." Kemal Tahir - Rahmet Yolları Kesti)(3)
  • "Ayıdan post olmaz, Kürt'ten dost olmaz.": Kürtleri aşağılama amacı güden ırkçı bir atasözü.
  • "Çingen çalar, Kürt oynar."(4): Uyumsuz ve karışık yer veya durumu ifade etmek için kullanılan bir deyiş.
  • "Dağlı Türkler": Erken Cumhuriyet döneminde, Kürtlerin aslında dağ Türkleri olduğunu savunan çalışmalar yayımlandı. Örneğin, M. Şerif Fırat'ın 1945'te tamamladığı ve daha sonra Başbakan Cemal Gürsel tarafından övgüyle sunulacak olan "Doğu İlleri ve Varto Tarihi" çalışması, şu cümlelerle başlamaktaydı. "Doğu illerimizin çeşitli bölgelerinde ve en çok dağ eteklerinde, sarp ve arızalı arazide ve yüce dağların çevirdikleri ova ve zengin yaylalarda yaşayan ve bugün çiftçilik ve koyunculukla geçinen eski Türk ve Türkmen aşiretler, bugün Kurmançi ve Zaza dilleriyle söyleştikleri için bunlara Kürt denilmektedir. Gerçekten Türk soyundan olan bu dağlı Türkler..."(5)
  • "Ekrad-ı bed-nihad": Osmanlı Devleti döneminde "kötü huylu Kürtler" anlamında kullanılan ayrımcı bir deyiştir. Ziya Gökalp, 1913'de Türk Yurdu Dergisi'nde, "şehrîlerin tarih kitaplarında kavîm isimleri(ni) daima Etrak-ı bî-idrak, Ekrad-ı bed-nihad gibi tahkirli şekillerde" yazdığını belirtmektedir.(6)
  • "Ekrad-ı vahş": Osmanlı Devleti döneminde kullanılan ve "vahşi Kürtler" anlamına gelen ayrımcı bir deyiş.
  • "En iyi Kürt, ölü Kürt'tür.": Kürt meselesinin gündemde olduğu son 30 yılda gittikçe yaygınlaşarak günlük dilde kullanılagelen bu deyiş, Kürtlere karşı açık ırkçı ve kafatasçı bir söylem geliştirme amacı güder. Aslında bu deyiş, ilk defa, Amerika Birleşik Devletleri'nde George Armstrong Custer'ın generali Philip Sheridan tarafından 1868'de katlettiği Kızılderililer için söylenmiştir.
  • "Eşeğe Kürt demişler, iki hafta saman yememiş.": Kürtlere yönelik ırkçı bir deyiş.
  • "Gördün mü bir Kürt, iki sok bir dürt.": Kürtlere yönelik ırkçı söylemin ortaya attığı bir deyiş.
  • "Herkes sakız çiğner, ama Kürt kızı tadını çıkarır."(7): "Bir işi iştahla ve dikkat çekecek şekilde yapacak olan kişi, o işin meraklısıdır." anlamında kullanılan ayrımcı bir deyiş. (Aynı deyiş, "Çingene kızı tadını çıkarır" şeklinde de söylenmektedir.
  • "Kapına iti, yakana Kürdü bulaştırma.": Kürtleri aşağılayan ırkçı bir deyiş.
  • "Keko": "Dost", "kardeş", "ağabey" anlamına gelen bu Kürtçe kelime, Türkçe'de ırkçı bir anlam kaymasıyla saf, kolayca kandırılabilen, aldatılmaya ve dalga geçilmeye açık anlamında kullanılmaya başlanmıştır.
  • "Kıro": "Erkek çocuk", "genç erkek" anlamına gelen bu Kürtçe kelime, Türkçe'de ırkçı bir anlam kaymasıyla "maganda" kelimesinin yerine kullanılmaya başlanmıştır.
  • "Kürde el ver kol ister, yatmaya yer ister.": Kürtleri yüzsüzlükle özdeşleştiren ırkçı bir atasözü.
  • "Kürde paşalık gelmiş, kılıcını bileğinde sınamış.": Kürtleri aşağılama amacı güden ırkçı bir atasözü.
  • "Kürdü çuvala koymuşlar, matahı dışarıda kalmış.": Kürtlere yönelik ırkçı başka bir atasözü.
  • "Kürdü koyma avluya, Kürt'ten olmaz evliya." / "Kürt'ten olsa da evliya, koyma avluya, ya samı çalar ya sambağa": Kürt'ten ne olursa olsun zarar geleceği anlamına gelen ırkçı bir atasözü.
  • "Kürdün aklı ya kaçarken ya sı... gelir.": Bu argo deyişin Türkler için de söylendiği gözlemlenmektedir.
  • "Kürdün kocayanına keçi güttürürler": Kürtleri aşağılayan ırkçı bir deyiş.
  • "Kürdün yağı çok olursa, hem yer hem yüzüne sürer."(8): Romanlara karşı da dillendirilen bu ırkçı atasözü, Kürtleri açgözlü gösterir.
  • "Kürt, balta ile saat onarır.": Kürtleri cahil gösteren ırkçı bir atasözü.
  • "Kürt, gavura göre Müslümandır.": Kürtleri "kötünün iyisi" olarak gösteren, hem gayri-Müslimleri hem de Kürtleri aşağılayan ırkçı bir deyiş.
  • "Kürt getirdiğini yemez, yemeden de gitmez.": Kürtlere yönelik ırkçı bir deyiş.
  • "Kürt ne bilir bayramı, hor hor içer ayranı.": Yörüklere karşı da kullanılan bu ırkçı deyiş, Kürtleri cahil ve barbar olarak göstermeyi amaçlar.
  • "Kürt yemeğini yer, çarığına bakar.": Kürtleri yalnızca kendi menfaatleri peşinde koşan kimseler olarak gösteren ırkçı bir atasözü.
  • "Laz, Kürdün deniz görmüş halidir": Hem Lazları hem de Kürtleri aşağılama amacı güden ırkçı bir deyiş.
  • "Öcünü deli Kürt kırk yılda almış da, "Oh ne çabuk aldım," diyerek sefasından bayılmış.": İnatçı ve kinci olmanın "Kürt hesabı" olduğunu savunan ırkçı bir atasözü. Ör: Çerçi Süleyman: "İnat adam oldun mu, ayrıca deve kinli olursun. Kürt hesabı: Öcünü deli Kürt kırk yılda almış da, "Oh ne çabuk aldım," diyerek sefasından bayılmış. Kin güden adam inat olacak ki kendine yapılanı bir vakit unutmayacak..." (Kemal Tahir - Rahmet Yolları Kesti)(9)
* Bu kategoriye katkıda bulunan Eleştirel Günlük, Elfe Dante, Özden, Sadık Ahmet Odabaş ve ozguniloğlu'ya teşekkür ederim.

1. Ömer Asım Aksoy, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü 2 Deyimler Sözlüğü, İstanbul: İnkilap Kitabevi, m. 15.
2. Hulki Aktunç, Türkçe'nin Büyük Argo Sözlüğü, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1. Baskı, 1998, s. 35.
3. Kemal Tahir, Rahmet Yolları Kesti, İstanbul: İthaki Yayınları, 4. Baskı, 2011, s. 41.
4. Karaman İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Karaman Halk Kültürü, Atasözleri ve Deyimler, http://www.karamankulturturizm.gov.tr/
5. M. Şerif Fırat, Doğu İlleri ve Varto Tarihi, Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Dördüncü Baskı, 1981, s. 11.
6. Metin Çınar, Anadoluculuk Hareketinin Gelişimi ve Anadolucular ile Cumhuriyet Halk Partisi Arasındaki İlişkiler (1943 - 1950), Ankara: (Doktora Tezi), Ankara Üniversitesi, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi, 2007, s. 35.
7. Aksoy, m. 1440.
8. A.g.e., m. 1957.
9. Tahir, s. 59.

Kırzıoğlu M. Fahrettin - Her Bakımdan Türk olan Kürtler (bknz: "Dağlı Türkler" deyişi)

Yahudilere Karşı Ayrımcı Deyiş, Deyim ve Atasözleri

  • "(Bir yeri) havraya çevirmek": Kalabalık ve gürültülü yerleri betimlemek için kullanılan bu deyim, Yahudilerin ibadet merkezlerine ayrımcı bir atıf yapmaktadır.
  • "Çıfıt": Büyük harfle başladığında "Yahudi" anlamına gelen bu terim, küçük harfle yazıldığında "hilebaz", "düzenbaz" anlamına gelmektedir.(1)
  • "Çıfıt çarşısı gibi": Karmakarışık yerleri betimlemek için kullanılan anti-semitist bir deyim.
  • "Çingene'den çoban olmaz, Yahudi'den pehlivan.": Bu ırkçı atasözüne göre, Çingene dürüst ve Yahudi cesur olmadığı için bunlar, sırasıyla, çoban ve pehlivan olamazlar.
  • "Kelepir karşısında parlayan bir Yahudi gözüyle bakmak": Yahudileri açgözlü ve fırsatçı olarak göstermeyi amaçlayan bu ırkçı deyiş, Ömer Seyfettin'in "Keramet" adlı öyküsünde şu şekilde geçer: "Çiroz Ahmet kelepir karşısında parlayan bir Yahudi gözüyle bunlara baktı."
  • "Musevi gibi kazan, fakat Bulgar gibi sarfet; mutlak zengin olursun.": Yahudilerin para kazanmak konusunda hünerli, Bulgarların ise paralarını harcamaya kıyamacayak kadar tutumlu olduğunu belirten bu deyiş, aslında bu iki ulusal kimliği ötekileştirme amacı güder. Nitekim bu deyiş, 27 Mayıs 1951 tarihli Milliyet gazetesi haberinde Bulgarları aşağılama amacıyla kullanılmıştır.(2)
  • "palavra": İspanyolca "söz", "kelime" anlamına gelen "palabra" teriminin İspanyolca'nın "Ladino" adı verilen bir lehçesini konuşan Sefarad Yahudileri'ni aşağılamak için dile yerleşmiş bir anlam kayması.
  • "Sarı Yahudi": Paraya düşkün anlamına gelen bu ırkçı deyiş, Yahudileri cimrilik ve paraya düşkünlükle özdeşleştirir.
  • "Yahudi pazarlığı": Yahudilerin cimri olduğunu ima eden anti-semitist bir deyim.
  • "Yahudi züğürtleyince eski defterleri açarmış.": Yahudileri aşağılayan ırkçı bir atasözü.
* Bu kategoriye katkıda bulunan Gülden Özkan, Elfe Dante ve Defne Jones’a teşekkür ederim.

1. TDK - Güncel Türkçe Sözlük.
2. "Demirperde Arkasında", Milliyet, 27.05.1951, www.gazetearsivi.milliyet.com.tr

Berlin Judisches Museum: Katledilen Yahudiler için Anıt


Gayri-Müslimlere Karşı Ayrımcı Deyiş, Deyim ve Atasözleri

"500 yıl efendiliğini ettiğimiz, sütçü Bulgarlar, 
domuz çıbanı Sırplar ve meyhaneci Yunanlar."(1)
  • "Acemi nalbant gavur eşeğinde dener kendini."(2): "Mesleğinde yeni olan kimse, ilk denemelerini gözden çıkarılabilecek malzeme üzerinde yapar." anlamına gelen ayrımcı bir atasözü. Aynı atasözünün Kürtler üzerinden de dillendirildiği görülmektedir.
  • "Bugün pazar, gavurlar azar."(3): Gayri-Müslimleri aşağılamaya yönelik ayrımcı bir deyiş.
  • "Gavur": Bu kelime, günlük dilde Gayri-Müslim ile kötüyü özdeşleştirir. Argo kullanım anlamı ise "kasap"tır.(4) "- İttihatçı ne demek? - İttihatçı mı? Savaşta bunlar yendirmiş bizi... Vatan hainiymiş bunlar... Bildiğin, gavur..." (Kemal Tahir - Yorgun Savaşçı)(5)
  • "Gavur a.. gibi yanmak": Irkçı ve cinsiyetçi argo bir deyiş. "Reco'nun binbir emekle çizdiği resimleri gavur a.. gibi yanan sobaya soktu." (Metin Kaçan - Ağır Roman)(6)
  • "Gavur etmek"(7) / "Gavur olmak": Boşa götürmek anlamında kullanılan ayrımcı bir deyim.
  • "Gavur eziyeti": Bile bile verilen zahmeti ya da eziyetli işi anlatmak için kullanılan ayrımcı bir deyim.
  • "Gavur gavurluğunu yapar.": Kötüden kötülük gelir anlamında kullanılan ayrımcı bir deyiş.
  • "Gavur icadı": Özellikle teknik konudaki yeniliklere yönelik tutucu duruşun ayrımcılıkla birleşen ifadesi.
  • "Gavur inadı": Yumuşatılamayacak inat türünü anlatan ayrımcı bir deyim.
  • "Gavur orucu gibi uzamak": Bir işin gereğinden çok sürdüğü anlamında kullanılan ve Türk Dil Kurumu sözlüğünde halen bulunabilen ayrımcı bir deyim.
  • "Gavur ölüsü": Günahı bol olduğu için oldukça ağır anlamına gelen bu ayrımcı deyim, gayri-Müslimleri aşağılama amacı güder. 
  • "Gavur tohumu" / "Gavur dölü": Gayri-Müslimleri aşağılamak için kullanılan bu ayrımcı deyim, Müslüman bir kimse için kullanıldığında "hain" anlamına gelir.
  • "Gavur tüfeği gibi yatmak": "İşe yaramaz", "tembel" anlamında kullanılan ayrımcı bir deyim.
  • "Gavurun (cavırın) ekmeğini yiyen, gavurun kılıcını çalar (kuşanır)."(8): "Kişi, hoşlanmasa da, geçimini sağlayan kişiye hizmet eder." anlamında kullanılan ve Türk Dil Kurumu sözlüğünde halen bulunabilen ayrımcı bir atasözü.
  • "İstavroz fidesi": Hıristiyanlara karşı kullanılan bu ayrımcı deyim, "gavur tohumu" ile aynı anlama gelir.
  • "İstavrozundan başlamak": Hıristiyanlara ayrımcı bir gönderme yapan bu deyim, ağır küfür edileceğini belirterek göz korkutma amacı güder.
  • "İstavrozunu şaşırmak": Neye uğradığını bilmemek anlamına gelen ayrımcı bir deyim. 
  • "Kırk yıldır patriğin eşeğini becermek": Bu ırkçı ve cinsiyetçi deyiş, tecrübeli kişileri betimlemek için kullanılır.
  • "Kürt, gavura göre Müslümandır.": Kürtleri "kötünün iyisi" olarak gösteren, hem gayri-Müslimleri hem de Kürtleri aşağılayan ırkçı bir deyiş.
  • "Madam": Gayri-Müslim kadınları ifade etmek için kullanılan alaycı bir yakıştırma.
  • "Papaz": Hırıstiyan din adamı anlamına gelen bu terim argo kullanımında; "hoşgörüsüz ve yaşlı kimse", "yaşlı ve nemrut erkek" ve "hela" anlamına gelir.(9)
  • "Papaz olmak": İki ya da daha fazla kişi arasındaki ilişkinin bozulması durumunda kullanılan ayrımcı bir argo deyiş.
  • "Papaz uçurmak": İçkili alem yapmak anlamına gelen ayrımcı bir argo deyiş. "Bir akşam şunun şurasındaki incirlerin altında çilingir sofrasını kurup bir papaz uçuralım." (Osman Cemal Kaygılı - Çingeneler)(10)
  • "Papaza borcunu ödemek": İşemek, dışkılamak anlamına gelen ayrımcı bir argo deyiş.(11)
  • "Papaza gitmek": Tuvalete gitmek anlamına gelen ayrımcı bir argo deyiş.(12)
  • "Papazcı": Üçkağıtçı anlamına gelen ayrımcı bir argo deyiş.(13)
  • "Papazı bulmak": Kötü bir sonuçla karşılaşmak ya da ölmek anlamına gelen ayrımcı bir argo deyiş. "Senin pencereye bir erketeci koymazsan hep beraber papazı bulduğumuz gündür, gözünü seveyim babacığım, göster kendini." (Ratip Tahir Burak - Hapishane Hatıraları)(14)
  • "Papazı kaçırmak": Bu ayrımcı argo deyiş, eğlencenin dozunu kaçırmak anlamına gelir.(15)
  • "Para kısmını gavur kazanır, Müslüman harcar."(16): Özellikle İç Anadolu'da kullanılan gayri-Müslimlere yönelik ayrımcı bir atasözü. Ör: "Bir zamanlar "Parayı gavur kazanır, Müslüman yer" dermişiz. Çoktandır, "Araçları gavur yapar, biz hazıra konarız keka!" diyoruz." (Kemal Tahir - Yorgun Savaşçı)(17)
* Bu kategoriye katkıda bulunan Gülden Özkan'a teşekkürler.

1. Yusuf Akçura, Türk Yurdu Dergisi, Cilt. 3, 1913.
2. Ömer Asım Aksoy, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü 2 Deyimler Sözlüğü, İstanbul: İnkilap Kitabevi, m. 15.
3. Margulies, bu deyişin Yahudilere uyarlanmış bir versiyonunu, İstanbul Yahudileri üzerine yazdığı kitabın başlığı için kullanmıştır: Roni Margulies, Bugün Pazar Yahudiler Azar: İstanbul Yahudileri Hakkında Kişisel Bir Gözlem, Kanat Kitap, 2006.
4. Hulki Aktunç, Türkçe'nin Büyük Argo Sözlüğü, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1. Baskı, 1998, s. 119.
5. Kemal Tahir, Yorgun Savaşçı, İstanbul: İthaki Yayınları, 3. Baskı, 2007, s. 14.
6. A.g.e., s. 119.
7. A.g.e., s. 119.
8. Ömer Asım Aksoy, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü 2 Deyimler Sözlüğü, İstanbul: İnkilap Kitabevi, m. 1230.
9. Aktunç, s. 233.
10. A.g.e., s. 234.
11. A.g.e., s. 233.
12. A.g.e., s. 233.
13. A.g.e., s. 233.
14. A.g.e., s. 233 - 234.
15. A.g.e., s. 234.
16. Kemal Tahir, Rahmet Yolları Kesti, İstanbul: İthaki Yayınları, 4. Baskı, 2011, s. 71.
17. Tahir, Yorgun Savaşçı, s. 111.

Varlık Vergisi'ni ödeyemeyen Gayri-Müslümler, dönemin modasına uygun olarak toplama kamplarına gönderiliyordu: 1943 tarihli Cumhuriyet Gazetesi 

Ermeni ve Rumlara Karşı Ayrımcı Deyiş, Deyim ve Atasözleri

  • "Agop'un kazı gibi yutmak": Yemeği çabuk ve açgözlü bir şekilde yemek anlamına gelen bu ırkçı deyim, Ermenileri açgözlülükle özdeşleştirir.
  • "Erindiğinden Ermeni'ye dayı demek": Özellikle Gaziantep yöresinde üşengeç insanları betimlemek için kullanılan ırkçı bir deyim.
  • "Ermeni!": "Ermeni" terimi, özellikle annelerin çocuklarına sinirlendiklerinde, "zalim", "eziyet eden" kişi anlamında kullandıkları ırkçı bir ünlemdir.
  • "Ermeni dölü / Ermeni tohumu"/"Rum dölü / Rum tohumu": Ermenileri / Rumları aşağılamak için kullanılan bu deyim, Ermeni / Rum olmayan kişiler için kullanıldığında "hain" anlamına gelir. 
  • "Ermeni feneri gibi dönmek"(1): Sözünde durmamak, çıkarına göre taraf değiştirmek anlamında kullanılan ırkçı bir deyim.
  • "Ermeni gelini gibi (kırıtmak)": Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde halen bulunabilen, ağır ya da yavaş hareket etmek anlamında kullanılan bu ırkçı ve cinsiyetçi deyim, dolaylı olarak Ermeni kadınları aşağılama amacı güder.
  • "Madem ki Ermeni, istemeden vermeli.": Hem ırkçı hem de cinsiyetçi olan bu argo deyiş, Ermenileri aşağılamak için uydurulmuştur.
  • "Marika" ("Az ye de, kendine bir Marika tut." / "Sofrayı da Marika kaldırsın."): Cumhuriyet'in ilk yıllarında, İstanbul'da yaşayan fakir Rum ailelerin kızlarının ismi, genelde, "Marika" olurmuş ve bunlar, çoğunlukla, evlerde hizmetçi olarak çalışırmış. İçinde "Marika" isminin geçtiği bu ve benzeri deyişler, halen İstanbul'da yaşayan Rumlar ya da Batı Trakya göçmenleri arasında kullanılmaktadır.
  • "palikarya" ("παληκαρια"): Yunanca'da "delikanlı" anlamına gelen "palikari" kelimesinin çoğulu olan bu kelime, Türkçe'de İstanbul'da yaşayan Rumlara ya da Yunan ve Kıbrıs askerlerine yönelik olarak "ödlek", "korkak" anlamında kullanılmıştır. "Caddede bir patırtı olmuyor mu, yüreğim hopluyor! "Palikaryalar bastı" diyerek aklım sıçrıyor." (Kemal Tahir - Yorgun Savaşçı)(2)
  • "Rum hatunu yatakta, Ermeni hatunu mutfakta yapmak": Hem ırkçı hem de cinsiyetçi olan argo bir deyiş.
  • "Şarabı dökülmüş Ermeni gibi susmak": Susup kalmak anlamında kullanılan ırkçı bir deyim.
* Bu kategoriye katkıda bulunan Gülden Özkan, Ersin Akyüz, Stavriani Zervakakou ve Önder Çırık'a teşekkür ederim.

1. Halit Bardakçı, Bütün Yönleriyle Ermenek. (1976)
2. Kemal Tahir, Yorgun Savaşçı, İstanbul, İthaki Yayınları, 3. Baskı, 2007, s. 192.

1915 Ermeni Tehciri Sırasında Ermeni Kadın ve Kız Çocukları

6-7 Eylül (1955) Olayları


Araplara Karşı Ayrımcı Deyiş, Deyim ve Atasözleri

  • "Anladıysam Arap olayım.": Söylenen söz ya da yaşanan durumun anlaşılmayacak kadar saçma ya da karmaşık olduğunu ifade eden ve Araplar üzerinden renk ayrımcılığı yapan bir deyimdir.
  • "Arap eli öpmekle dudak kararmaz."(1): Kirli, pis ya da çirkin bir şeye bulaşmakla insanın kirlenmeyeceği anlamına gelen bu atasözü, Araplara ten renklerinden ötürü ırkçı bir gönderme yapmaktadır.
  • "Arap gibi olmak": Simsiyah olmak, kararmak anlamında kullanılan ırkçı bir deyim.
  • "Arap olayım": "Söylediğim söz doğru değilse simsiyah olayım." anlamında kullanılan ırkçı bir deyim. Örneğin, "kahve içersen Arap olursun" deyişi, çocukları kahve içmek gibi alışkanlıklardan uzak tutmak için, "kararırsın", "simsiyah olursun" anlamında söylenmektedir.
  • "Arap saçına dönmek": Bir şeyin karmakarışık olması durumunu ifade eden bu deyim, Araplara ırkçı bir gönderme yapmaktadır.
  • "Arap yağı bol buldu mu, kıçına başına sürermiş.": Görmemiş insanları betimlemek için Araplar üzerinden söylenen ırkçı bir deyiş.
  • "Fotoğrafın Arabı": "Negatif" anlamına gelen bu deyiş, Araplara yine ten renkleri üzerinden gönderme yapmaktadır.
  • "İçtin şarabı, ...tin Arabı.": Araplara gönderme yapan ırkçı ve cinsiyetçi argo bir deyiş.
  • "Ne Şam'ın şekeri, ne Arabın zekeri": Arapların ne şekerinden ne de askerinden hayır gelmeyeceğini ifade eden ırkçı bir deyiş. Bu ayrımcı deyiş, "Ne Şam'ın şekeri, ne Arabın yüzü" şeklinde de kullanılmaktadır. Ayrıca, "zeker" kelimesinin "erkeklik organı" anlamına geldiğini de not etmek isteriz.
* Bu kategoriye katkıda bulunan ugocmus’a teşekkür ederim.


1. Şevkiye Kazan, "Yöremiz Atasözleri ve Deyimleri ile Mahalli Söyleyişlerinden Derlemeler", I. Burdur Sempozyumu, s. 1541, http://sempozyum.mehmetakif.edu.tr/1burdursempozyumu/cilt14/14.13.pdf


Romanlara Karşı Ayrımcı Deyiş, Deyim ve Atasözleri



Aşağıdaki Türkçe deyişlerde açıkça görüleceği gibi Romanlar, evrensel olarak ırkçılığa en çok maruz kalmış topluluklardan birisidir. Onlar da, kendi toplulukları dışındakileri budala, ahmak ya da barbar anlamına gelen "gaco" terimiyle niteleyerek tepki vermişlerdir.(1)
  • "72 buçuk millet": "Bütün dünya" anlamına gelen bu deyişteki "buçuk" Romanların tam bir millet olmadığı anlamına gelir. Ör: "Yetmiş iki buçuk millet Çanakkale'ye yüklendi." (Kemal Tahir - Yorgun Savaşçı)(2)
  • "Çingen": Açgözlü, cimri ve arsız anlamında kullanılan bu terim, Romanlara yönelik evrensel ırkçılığın Türkçe'deki izdüşümüdür.
  • "Çingen beygire binmiş, paşa oldum sanmış."(3): Romanları aşağılayan ırkçı bir atasözü.
  • "Çingen çalar, Kürt oynar."(4): Uyumsuz ve karışık yer veya durumu ifade etmek için kullanılan bir deyiş.
  • "Çingen eşeği önden gider.": Romanları aşağılayan ırkçı bir atasözü.
  • "Çingen hesabı yapmak.": Önemsiz, ufak şeyleri hesap etme anlamında kullanılan bu ırkçı deyim, Romanları aşağılama amacı güder.
  • "Çingen takımı": Romanlardan olanları ifade etmek için kullanılan yaygın bir ayrımcı deyiş. Ör: "Bu Aşık Niyazi, esasında Alevi değildi. (...) Kimi "Çingen takımı" diyor, kimi "mahpusane kaçağı"..." (Kemal Tahir - Rahmet Yolları Kesti)(5)
  • "Çingene borcu": Önemsiz ve dağınık borçları betimlemek için kullanılan bu deyim, Romanlara ırkçı bir gönderme yapmaktadır.
  • "Çingene ciğer pişirir, yemeden karnın(-ı) şişirir."(6): Yemeği bitmesin diye yemeden doyduğunu söyleyecek kadar cimri olan kişiyi betimlemek için kullanılan bu atasözü, Romanları cimrilik ve görgüsüzlükle özdeşleştirir. Bu deyişin farklı bir versiyonu da şu şekildedir: "Çingene ciğer pişirir, yarısını küle düşürür."
  • "Çingene çergesi / Çingene çadırı": Derme çatma ve pis bir yeri betimlemek için kullanılan bu ırkçı deyim, Romanların yaşam alanlarını yoksulluk ve kirlilikle özdeşleştirir.
  • "Çingene çergesinde (çatırında) musandıra ne arar?"(7): Yoksul kimselerden bir şey beklenemeyeceği anlamına gelen bu ırkçı deyiş, Romanları aşağılama amacı güder.
  • "Çingene çorbası": Karmakarışık ya da darmadağın durumları ifade etmek için Romanları simge olarak kullanan ayrımcı bir deyim.(8)
  • "Çingene çingeneden köy kıskanır."(9): Romanları, birbirlerini çekemeyen insanlar olarak betimleyen ırkçı bir atasözü.
  • "Çingene çingeneye çatmadıkça kasnak (eleği) boynuna geçmez."(10): "Bayağı kişilerin utanmaları için birbirlerine girmeleri gerekir." anlamına gelen bu ayrımcı atasözü, bayağı sıfatını çingene kelimesiyle özdeşleştirir.
  • "Çingene düğünü": Gürültülü ve düzensiz bir topluluğu anlatan bu ırkçı deyim, Romanların yaşam biçimlerini kargaşa ile özdeşleştirir.
  • "Çingene erişemediği harmanı, zekatına sayarmış.": Romanları aşağılamaya yönelik ırkçı bir atasözü.
  • "Çingene eteği": Fırfırlı ve rengarenk parçaların birleşmesiyle oluşan etekleri anlatan bu deyim, Romanların giyim tarzını kalıplaştırır.
  • "Çingene evinde kaymak eğlenmez / bulunmaz."(11): Romanları açgözlü ya da düzensiz olarak niteleyen ırkçı bir atasözü.
  • "Çingene göçü": Düzensiz göçü betimleyen bu deyim, yine Romanları kargaşa ile özdeşleştirir.
  • "Çingene haraççısına benzer."(12): Romanları kötü ve güvenilmez gösteren ayrımcı bir atasözü.
  • "Çingene ile evlenince tuğla eriyinceye kadar yıkanılsa cünüplük çıkmaz.": Günlük dilde sıkça kullanıldığı görülen ve doğrudan Romanları hedef alan bu ırkçı deyişin, internette rastlanabilecek birçok dini sitede cahillik olarak ayıplanıp reddedildiği görülmektedir.
  • "Çingene imanı": Şüpheli, sağlam olmayan inanış anlamında kullanılan ırkçı bir deyiş. Romanlara yönelik bu ve bunun gibi ırkçı deyişleri basan özel sözlükler hakkında eleştirel bir yazı için bknz: (13)
  • "Çingene kavgası": Önemsiz atışmalarla başlayıp küfürlerle devam eden kavgaları anlatmak için kullanılan bu deyim, Romanları kavgacı olarak betimler.
  • "Çingene kılıklı": Çirkin kişileri betimlemek için kullanılan bu deyim, Romanları aşağılama amacı güder.
  • "Çingene kızı hatun olmaz, dilenmezse karnı doymaz.": Romanları aşağılayan bu ırkçı atasözü, Romanlara "karaçı" denen Şanlıurfa yöresinde de kullanılmaktadır: "Karaçı kızı hatun olmaz, dilenmezse karnı doymaz."
  • "Çingene maşası": Çirkin, kara kuru kişilere söylenen ayrımcı bir deyim.(14)
  • "Çingene palamudu": Palamudun en küçüğünü ifade etmek için söylenen bu halk deyişi, Romanları aşağı görme amacı güder.(15)
  • "Çingene parası": Bozuk para anlamına gelen bu deyim, Romanları yoksullukla özdeşleştirir.
  • "Çingene pembesi": Zevksiz renk seçimi anlamında kullanılan bu ayrımcı deyiş, Romanların giyim ve estetik anlayışını aşağılar.
  • "Çingenede kapaklı sahan olmaz": Romanları yoksullukla özdeşleştiren ayrımcı bir atasözü.
  • "Çingeneden çoban olmaz, Yahudi’den pehlivan": Bu ırkçı atasözüne göre, Çingene dürüst ve Yahudi cesur olmadığı için bunlar, sırasıyla, çoban ve pehlivan olamazlar.
  • "Çingenenin ekmeği rüyasına girer.": Romanları aşağı gösteren ırkçı bir atasözü.
  • "Çingenenin ipini kendisine çektirirler.": "Değersiz, önemsiz kişilerle uğraşılmaz" anlamında kullanılan ve Romanlara gönderme yapan ırkçı bir atasözü.
  • "Çingenenin mahkemeye gidişi gibi"(16): Romanları aşağı gösteren ırkçı bir deyim.
  • "Çingeneye beylik vermişler, önce babasını asmış."(17): Romanları sorumsuz ve ellerine fırsat geçtiğinde en yakınlarına dahi ihanet edecek derecede hain olarak betimleyen ırkçı bir atasözü. Aslında bu atasözü, 16. ve 17. Yüzyıllarda Osmanlı toplumunda ilk kez Türklere yönelik olarak kullanılmıştır. Bknz: Türklere Yönelik Türkçe Ayrımcı Deyiş, Deyim ve Atasözleri Kategorisi.
  • "Çingeneye saray vermişler, bahçesinde çadır kurup oturmuş.": Romanlar üzerine söylenen geleneksel basmakalıp yargıları destekleyen ayrımcı bir atasözü.
  • "Çingeneyi paşa yapmışlar, "Şu ağaçlardan ne güzel kasnak olur?" demiş.: Romanları aşağılamaya yönelik ırkçı bir deyiş.
  • "Çingeneyle ahbap olanın mükafatı kalbur olur.": Romanları aşağılayan başka bir ırkçı deyiş.
  • "Herkes sakız çiğner, ama Çingene kızı tadını çıkarır."(18): "Bir işi iştahla ve dikkat çekecek şekilde yapacak kişi, o işin meraklısıdır." anlamında kullanılan ayrımcı bir deyiş. (Aynı deyiş, "Herkez sakız çiğner, ama Kürt kızı tadını çıkarır" şeklinde de söylenmektedir.)
  • "Kızı (kendi) gönlüne bırakırsan, ya çingeneye varır (kaçar), ya davulcuya."(19): Hem ayrımcı hem de cinsiyetçi olan bu deyiş, "Kızı (kendi) gönlüne bırakırsan, ya davulcuya varır (kaçar), ya zurnacıya" şeklinde de söylenmektedir.
  • "Mart ayların çingenesidir."(20): Bu ayrımcı deyiş, Mart ayının ne yapacağı belli olmayan, dolayısıyla güvenilmeyen bir ay olduğunu Romanlar üzerinden anlatır.
  • "Sen bir garip çingenesin, telli (gümüşlü) zurna nene gerek."(21)"Kişi, sahip olduğu konumun üstünde bir işe kalkışmamalıdır." anlamında kullanılan Romanları toplumun fakir ve aşağı tabakası olarak gösteren ayrımcı bir deyiş.
  • "Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler.": "Mert çingene hırsızlığıyla övünür" anlamına gelen bu ayrımcı atasözü, kötü eylemlerle övünülmez anlamında kullanılmaktadır. Türkçe'de Romanları ifade etmek için, "Çingene" terimine ek olarak, "Kıpti" terimi kullanılmaktadır. Sayıları 10 ila 20 milyon arasında olduğu sanılan ve Mısır'da yaşayan Hıristiyan bir etno-sosyal topluluk olan Kıptilere Romanları ifade etmek için yapılan bu gönderme ile Batı dillerinde Romanlar için kullanılan "gypsy" kelimesinin kökenleri arasında etimolojik olarak merak uyandıran bir çakışma vardır. Nitekim, Türkçe'deki "çingene" terimi, Yunanca'daki "tsinganos" ("τσιγγάνος") kelimesinden türemiş ve bu kelime de, Eski Yunanca'da "Mısırlı" anlamında kullanılmıştır. Bütün bunlar, Roman halkının Mısırlı olduğuna inanıldığını göstermektedir.
* Bu kategoriye katkıda bulunan Sanem Koç, İsmail Yiğit ve Özden Altunay'a teşekkür ederim.

1. Celal Üster, "Çingeneler: Dünyanın Günah Keçileri", Radikal, 30.07.2004, http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=ktp&haberno=2940
2. Kemal Tahir, Yorgun Savaşçı, İstanbul: İthaki Yayınları, 3. Baskı, 2007, s. 104.
3. Şevkiye Kazan, "Yöremiz Atasözleri ve Deyimleri ile Mahalli Söyleyişlerinden Derlemeler", I. Burdur Sempozyumu, s. 1542, http://sempozyum.mehmetakif.edu.tr/1burdursempozyumu/cilt14/14.13.pdf
4. Karaman İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Karaman Halk Kültürü, Atasözleri ve Deyimler, http://www.karamankulturturizm.gov.tr/
5. Kemal Tahir, Rahmet Yolları Kesti, İstanbul: İthaki Yayınları, 4. Baskı, 2011, s. 62.
6. Ömer Asım Aksoy, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü 2 Deyimler Sözlüğü, İstanbul: İnkilap Kitabevi, m. 790.
7. A.g.e., m. 791.
8. Üster.
9. Kazan, s. 1542.
10. Aksoy, m. 792.
11. Karaman İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü.
12. Aksoy, s. 34.
13. Ali Mezarcıoğlu, "Sözlüklerde Çingelere Küfretmek Serbest midir?", cingeneyiz.org, 14.11.2010, http://www.cingeneyiz.org/sozlukgundem.html
14. Üster.
15. A.g.e.
16. Aksoy, m. 1985.
17. A.g.e., m. 793.
18. A.g.e., m. 1440.
19. Yaşar Kemal, İnce Memed, Cilt. I, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 10. Baskı, 2006, s. 90.
20. A.g.e., m. 1985.
21. A.g.e., m. 2240.





Türkçe Cinsiyetçi Deyiş, Deyim ve Atasözleri

"Ve kadınlar bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız" 
(Nazım Hikmet)

“Kız" ve "Oğlan”
"Beş kız bir oğlanın yerini tutar mı? / Oğlansız evde duman tüter mi?"(1)

"Hem kız, hem baldırı düz, hem de ucuz olur mu?": Kusursuzun imkansızlığına işaret eden cinsiyetçi bir atasözü.
"İnsanoğlu": Bu deyiş, İngilizce karşılığıyla "mankind", tüm insanları ifade etmesine rağmen gerçek anlamıyla yalnızca insan oğullarından bahsetmektedir.
"Kız gibi": Kullanılmamış, yeni bir eşyayı betimlemek için kullanılan cinsiyetçi bir deyiş.

- Cinsiyetçi deyiş, deyim ve atasözleri; kız çocuğu dert, oğlan çocuğu ödül olarak gösterir:
“Bir (ev) gemi donanır, bir kız (çıplak) donanmaz.”(2)
“Bir evde iki kız, biri çuvaldız biri biz.”(2)
"Kız doğuran tez kocar."
"Kız yükü, tuz yükü."
"Kızı kıza koşarsan kahpe, oğlanı oğlana koşarsan deyyus olur."
"Kızın var mı, derdin var." / "Kızın var mı, sızın var."
“Kızını dövmeyen, dizini döver.”(2)
"Oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün."
"Oğlan doğurdum, oydu beni; kız doğurdum, soydu beni."
"Oğlan olsun deli olsun, ekmek olsun kuru olsun."
"Oğlandır oktur, her evde yoktur."
"Oğlanı her karı doğurmaz, er karı doğurur."
"Oğlanınki oğul bağı, kızınki bahçe gülü." (Torunlar için)

Ör: Nehrili Aptullah: "Bir çocuk babası olacağım günler yaklaşınca, babam, amcalarım, çocuğa vermek için altın hazırlıyor, at hazırlıyor, koç hazırlıyor. Çocuk doğuyor. Haber getiriyorlar ki kızın oldu. Hazırlıklar boşa gidiyor. Bir kız, iki kız, üç kız, dört kız... Utanıyorum, yerin dibine geçiyorum. Saklanıyorum herkesten. On üçüncüsü de kız olduğu zaman artık ümidimi kesmiştim. Bende bir üzüntü başladı. Nedenini arayıp bulmak istiyordum." (Muzaffer İlhan Erdost - Şemdinli Röportajı)(3)

- Bu cinsiyetçi deyişler , “başa gelmiş” bu dertten en doğru kurtulma şeklinin, “kız çocuğu genç yaşta evermek" olduğunu anlatırlar.
"Kız çocuğu ya er koynunda, ya yer koynunda."
"Kız evde olsa da elden sayılır."
"Kız girdi on üçüne, ya erdedir ya yerde."
“On beşinde kız, ya erde gerek ya yerde.”(2)

- Kendilerine erkek egemen iktidar ilişkileri üzerinden dayatılan toplumsal rolleri layıkıyla oynamaları için, kızın annesini, oğlanın da babasını model alması elzem olarak anlatılır. Böylece bu deyişler, cinsiyetçi bir toplumsal rol bölüşümüne hizmet eder:
"Alma soysuzun kızını, sürer anasının izini."
“Ana gezer, kız gezer, bu çeyizi kim düzer.”
"Ana ile kız, helva ile koz."(2)
"Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar."(2)
"Ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış."(2)
"Ananın bahtı kızına."(2)
"Ananın çıktığı dala kızı salıncak kurar."
"Anasına bak, kızını al; kenarına (kıyısına, tarağına), bak bezini al.”(2)
"Anasının kızı."(2)
"Bir anaya bir kız, bir kafaya bir göz.”(2)
"Karı doğurduğu kızı beğenmez."
“Oğlan (atadan) babadan öğrenir sofra açmayı, kız anadan öğrenir biçki biçmeyi.”(2)
"Oğlan babadan öğrenir sofra dizmeyi, kız anadan öğrenir sokak gezmeyi."(4)
"Oğlan babadan öğrenir sohbet gezmeyi, kız anadan öğrenir sofra düzmeyi."(4)
“Oğlan dayıya, kız halaya çeker.”(2)

- Bu deyişler, “evlenilecek kızı”, alınıp verilen, ikincil ve edilgen olarak yeniden üretir.:
"At, avrat, silah" (Maraz Ali: "At, avrat, ille silah," demişler. Kemal Tahir - Rahmet Yolları Kesti) (5)
"Al atın iyisini yiyeceği bir yem, al avradın iyisini giyeceği bir don."
"At ile avrat yiğidin bahtına."(6) / "At ile avrat yiğidin ikbalindendir."
“At beslenirken kız istenirken.”(2)
"Bekar gözüyle kız alma, yaya gözü ile at alma."
“Bez alırsan Mısır’dan (Musul’dan), kız alırsan asilden.”(2)
“Bir kıza dünür düşmek.”(2)
“Bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır.”(2)
“(Bir kızı) leğen başından almak.”(2)
“Dazlayan daza düşer, kel başlı kıza düşer.”(2)
“Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma.”(2)
“İven kız ere varmaz, varsa da baht bulmaz.”(2)
“Kız almak”(2)
“Kız beşikte (kundakta), çeyiz sandıkta."(2)
“Kız evi, naz evi.”(2)
“Kız istemek”(2)
“Kız kaçırmak”(2)
“Kız kucakta, çeyiz bucakta.”(2)
“Kız vermek”(2)
"Kızı (kendi) gönlüne bırakırsan ya davulcuya kaçar (varır) ya zurnacıya.”(2)
“(Kızın) boyu bacadan mı aştı?”(2)
“Komşu kızı almak, kalaylı kaptan (tastan) su içmektir.”(2)
“Tarlanın taşlısı, kızın saçlısı, öküzün (ineğin) başlısı.”(2)
“Tarlayı taşlı yerden, kızı kardaşlı yerden.”(2)

- Oğul üzerine olan deyişler, onu ya bir ödül olarak kutlamakta ya da ona erkek egemen toplumda üstleneceği toplumsal rolleri öğretmektedir:
“Ağaç yeşert meyve getirsin, oğlan büyüt ekmek getirsin.”(2)
“Akıllı oğlan neyler ata malını, akılsız oğlan neyler ata malını.”(2)
“Ata dostu oğla mirastır.”(2)
“Atanın sanatı oğla mirastır.”(2)
“Babanın sanatı oğla mirastır.”(2)
“Babasının oğlu.”(2)
“Baba koruk (erik) yer, oğlunun dişi kamaşır.”(2)
“Babayla oğlanın pabucu bir olunca evde kavga eksik olmaz.”(2)
“Baba oğluna bir bağ bağlamış; oğul babaya bir salkım (çingil) üzüm vermemiş.”(2)
“Balın alası (tazesi) oğlun tazesinden.”(2)
“Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur.”(2)
“Buğdayım var deme, ambara girmeyince, oğlum var deme yoksulluğa ermeyince (düşmeyince).”(2)
“Çifte gelmeyen öküz olsun, işe gitmeyen oğlun.”(2)
“Gelin eşikte, oğlan beşikte.”(2)
“Oğlum deli malı neylesin, oğlum akıllı malı neylesin.”(2)

"Kadın" ve "Erkek"
"Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır.": İlk bakışta ayrımcı olmadığı sanılabilecek bu deyiş, "nedense" tersinden hiç söylenmez.

- “Erkeklik”, cesaret, doğruluk ve gücü anlatır:
"Erkek sözü vermek."
"Erkekçe dövüşmek / konuşmak"
“Erkekliğe sığmamak.”(2)
“Erkekliğine yedirememek.”(2)
“Erkeklik öldü mü?”(2)
“Erkeklik sende kalsın.”(2)

- Bu deyişler, erkek ve kadınları doğaları bakımından birbirinden ayırır ve onlara erkek egemen toplum içinde kendilerini bekleyen toplumsal rolleri öğretir:
"Adam eşeğinden, kadın döşeğinden belli olur."
"Elinin hamuruyla erkek işine karışma."
“Erkek getirmeyi, kadın yitirmeyi bilmeli.”(2)
“Erkek sel, kadın (avrat) göl.”(2)
"Erkek vefakar, kadın cefakar."
“Kadının fendi, erkeği yendi.”(2)
“Pekmezi küpten, kadını kökten al.”(2)
“Tarlanın taşlısı, karının (kadının) saçlısı.”(2)


"Bu dünyada üç mahluka katiyen insaf etmeyeceksin:
Bindiğin ata, sevdiğin karıya, bir de cebindeki paraya..."
(Uzun İskender: Kemal Tahir - Rahmet Yolları Kesti)(7)
- Bu deyişler, kadınları doğal olarak tehlikeli ve aşağı/alt gösterir:
"A.. olanın dini olmaz."
"Avrat malı, kapı mandalı" / "Karı malı, hamam tokmağıdır."(8)
"Avrat yürekli"
"Avrattan vefa, zehirden şifa"
"Benim derdim inekle dana, karının derdi sürmeyle kına."(2)
"Çirkin karı ev toplar, güzel karı düğün gezer."(2)
"Dam damlamasından, karı vızırtısından durulmaz."(9)
"Eksik etek" (Dede Kasım: "Eksik etek, aklı ermediğinden, bir de korkusundan bağırmıştır. (...) Şunu kesmeyin oh Zeynel Ağa, karıdır aklı kısa." Kemal Tahir - Rahmet Yolları Kesti)(10)
"Er kocarsa koç, karı kocarsa hiç olur."
"Erkeğin nefsi birdir, kadınınki dokuz."
"Gökyüzünde düğün var deseler, kadınlar merdiven kurmaya kalkar."(2)
"Kadın erkeğin elinin kiridir."
"Kadın erkeğin şeytanıdır."
"Kadın kısmına sır verilmez."
"Kadın yüzünden gülen, ömründe bir kere güler."
"Kadını sırdaş eden esrara tellal aramaz."
"Kadının biri ala, ikisi beladır."
"Kadının hükmettiği evde mutluluk olmaz."
"Kadının sofusu şeytanın maskarası."
"Kadının şamdanı altın olsa mumunu dikecek erkektir."(2)
"Kadının şerri, şeytanın şerrine eştir."
"Kadının yüklediği yük, şuraya varmaz."
"Katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsini s... cinsine çeker."
"Karı gibi kırıtma!"
"Karı gibi konuşma!"
"Karıya sır verme, kındarayla tög silme."
"Kaşık düşmanı"
"Keseye kadın eli girerse bereket gider."
"Saçı uzun, aklı kısa" (Kuru Zeynel: "Karı kısmı eksik etek, fazladan saçı uzun." Kemal Tahir - Rahmet Yolları Kesti) (11)

- Bu deyişler, kadını kocasının egemenliğine hazırlar:
"Avradı er zapdetmez, ar zapdeder."
"Avradı eri saklar, peyniri deri."
"Avrat var arpa unundan aş yapar, avrat var buğday unundan keş yapar."(12)
"Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar."(13)
"Avrat var zavranı zort, avrat var hazreti mülk."
"Avradın dolaşığı, akşamdan sabaha kor bulaşığı."
"Ağustostan sonra ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez."(2)
"Buyurmadan tutan evlat, gün doğmadan kalkan avrat, deh demeden yürüyen at."(14)
“Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer.”(2)
"Eti ciğer eden de avrat, ciğeri et eden de."(15)
"İyi ipek kendini kırdırmaz, iyi kadın kendini dövdürmez."
"Kadın erkeği rezil de eder, vezir de."
"Kadın kocasının çarığı, anasının sarığıdır."

- Bu deyişlerle, anneliğin kadının üstleneceği en kutsal rol olduğu öğretilir:
"Çocuksuz kadın, meyvesiz ağaca benzer."
"Kadın gavurdur, Müslüman anasıdır."
"Oğlanı kızı olmayan avrattan, eski hasır yeydir."

- Bu deyişlerde kardeş, eşten değerli olarak gösterilir:
"Kardeş bulunmaz, karı bulunur."
"Kardeş mezarı yok, karı mezarı çok."
"Kardeş yürek yağı, karı çarık bağı."

- Bu deyişler, kadına şiddeti meşrulaştırır:
"Dişi köpek kuyruk sallamazsa, erkek köpek yanaşmaz."
 "Kocanın vurduğu yerde gül biter."
"Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin."
"Kadının yüzünün karası, erkeğin elinin kınası."
RapeLay: 2006 yılı yapımı, kadına şiddeti fantaziye dönüştüren bu Japon bilgisayar oyunu,
oyuncunun erkek karakter olarak bir anne ve iki kızına tecavüz etmesini konu alır.

- Ve diğer niceleri...
"Dul karı, kendi sabunuyla yıkanır."
"Gül dalından odun, beslemeden kadın olmaz." / "Ihlamurdan odun olmaz, beslemeden kadın olmaz."
"Halayıktan kadın olmaz, gül ağacından odun."

"Bayan" ve "Erkek"
- Erkek yerine "bay" kullanılmadığı halde, kadın yerine "bayan" kullanıldığı aşağıdaki gibi deyişler, cinsiyet çağrışımı yapan "kadın" yerine, cinsiyetsiz "bayan" kelimesini tercih eder. Kadına kadın demekten utanan, ama erkeğe erkek demekten utanmayan bu cinsiyetçi bakış açısı, erkek cinselliğinin utanılacak bir şey olmadığını düşünürken kadın cinselliğini toplumsal bir ayıp olarak algılar:
"Bayan kuaförü" ("Bayanlar tuvaleti" vb.)
"Bayanlar ligi" ("Bayan reyonu" vb.)
"Bayan doktor" ("Bayan yazar", "bayan öğretmen" vb.)

"Adam"
Bir eylem, kişi, durum ya da olayın, olması gerektiği gibi, düzgün olduğunu belirtmek için kullanılır:
“Adam etmek”(2)
“Adam gibi adam” / “Adam gibi kadın”
"Adam gibi (davranmak)"
“Adam olana bir söz yeter.”(2)
“Adam olana çok bile.”(2)
"Adam olmak"
“Adam yerine (hesabına) koymak.”(2)
“Adama benzemek (dönmek)”(2)
"Adamakıllı"
“Adamdan saymak.”(2)

-“Adam”, bütün bireylerden bahsettiği anlamı “insan” ile de cinsiyetçidir:
“Acı (kötü) söz insanı (adamı) dinden çıkarır, tatlı söz yılanı inden çıkarır.”(2)
“Adam adama (gene, her zaman) gerek olur.”(2)
“Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil.”(2)
“Adam adamdan korkmaz, utanır.”(2)
“Adam adamdır olmasa da pulu, eşek eşektir atlastan olsa çulu.”(2)
“Adam adamı bir kere aldatır.”(2)
“Adam beğenmemek.”(2)
“Adam içine çıkmak.”(2)
“Adam içine karışmak.”(2)
“Adamın adı çıkacağına canı çıksın.”(2)
“Adamın iyisi işbaşında (alışverişte) belli olur.”(2)
“Adamın yere bakanından, suyun yavaş akanından kork.”(2)
“Ağaca dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür.”(2)
“Akıl adama sermayedir.”(2)
“At, adımına göre değil, adamına göre yürür.”(2)
“Az günün adamı olmamak.”(2)
 “Bir adama kırk gün (deli dersen deli, akıllı dersen akıllı olur) ne dersen o olur.”(2)
“Dün cin olmuş, bugün adam çarpıyor.”(2)
“İnsan (adam) kıymetini insan (adam) bilir.”(2)
“İnsanın (adamın) alacası içinde, hayvanın alacası dışındadır.”(2)
“İşinin adamı (olmak).”(2)
“Kalıbının adamı olmamak.”(2)
“Kalıp kıyafetle adam adam olmaz.”(2)
“Kuyudan adam çıkarmak.”(2)
“Kürk ile börk ile adam olunmaz.”(2)
“Mal adama hem dost, hem düşmandır.”(2)
“Mürüvvetsiz adam, suyu çekilmiş değirmene benzer.”(2)
“İşadamı”. (“Bilimadamı” vb.)

* Bu kategoriye katkıda bulunan Özlem Gencerdoğan, İpek Akın, Ahmet Coymak, gingerella, Zhivago ve Özden Altunay'a teşekkür ederim.

1. Türkü: Fatma Hancıoğlu, "Atlayıp gemine binemedin mi?"
2. Bülent Özkan ve Ayşe Eda Gündoğdu, "Toplumsal Cinsiyet Bağlamında Türkçe'de Atasözleri ve Deyimler", Turkish Studies, Vol. 6/3, Summer 2011, s. 1133 - 1147.
3. Muzaffer İlhan Erdost, Şemdinli Röportajı, Istanbul: Onur Yayınları, 1987, s. 109.
4. Birbiriyle çelişen bu iki cinsiyetçi deyişin de günlük dilde kullanıldığını görüyoruz. İlk deyiş, TDK'nın ayrımcı olduğu için sözlükten çıkardığı bir deyiş iken ikinci deyiş, internette "haklı söze ne denir" düsturuyla kullanılmaktadır. Hangi deyişin, özgün kullanım olduğu üzerine çalışılacaktır.
5. Kemal Tahir, Rahmet Yolları Kesti, İstanbul: İthaki Yayınları, 4. Baskı, 2011, s. 15.
6. Ömer Asım Aksoy, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü 2 Deyimler Sözlüğü, İstanbul: İnkilap Kitabevi, m. 404.
7. Kemal Tahir, Rahmet Yolları Kesti, İstanbul: İthaki Yayınları, 4. Baskı, 2011, s. 71.
8. Aksoy, m. 427.
9. Şevkiye Kazan, "Yöremiz Atasözleri ve Deyimleri ile Mahalli Söyleyişlerinden Derlemeler", I. Burdur Sempozyumu, s. 1542, http://sempozyum.mehmetakif.edu.tr/1burdursempozyumu/cilt14/14.13.pdf
10. Tahir, s, 229 - 230.
11. A.g.e., s. 331.
12. Aksoy., m. 428.
13. A.g.e., m. 429.
14. A.g.e., m. 722.
15. A.g.e., m. 1181.

Masaccio - Adem ile Havva'nın Cennetten Kovuluşu:
Bu kutsal sahneye göre, Adem'i cennetten kovulmalarına yola açacak
ilk günaha, yasak elmadan bir ısırık almaya, kışkırtan Havva'dır.